teknolojik bağımlılık ve sağlığımıza etkileri

1-7 Mart Yeşilay haftasında bağımlılığın zararları anlatılarak insanların özellikle gençlerin bağımlı olmalarının önlenmesi, bağımlı bireylerin de sağlıklı bireyler olarak topluma kazandırılmaları yönünde aktiviteler düzenlenir. Geçmiş dönemde Yeşilay; alkol bağımlılığı, sigara bağımlılığı, madde bağımlılığı ve kumar bağımlılığı ile ilgilenirken artık teknolojik çağın sorunu olan ve heryaştan bireyi etkileyen Teknolojik Bağımlılığı da Yeşilay'ın kapsamındadır.

''Yeşilaycı olmak için bir sebebim var'' sloganını çok seviyorum . Hepimizin Yeşilaycı olmak için bir sebebi var. Sonuçta bağımlılık ne olursa olsun , toplumu ve aileyi etkileyen bir durum. Bağımlı bireylerde aile bağları giderek kopar, yalnız ve aciz kalırlar. Bu durum toplumda verimli insan sayısını da etkiler. Sağlıklı bireyler, sağlıklı toplumu oluştururlar. Sağlıklı toplum, sağlıklı ülke ve refahlık . Bu hepimizin isteyeceği bir durum .

Teknolojinin hızla gelişmesi bilgisayar ve internet sonrası ve tüm bunların artık her an cebimizde cep telefonlarımızda olması bir mucize ve kolaylık . Her şeyden anında haberdar olma, bilgiye kolayca ulaşma , her şey hakkında kısa sürede bilgi alma ve kıyaslama , özellikle her an cep telefonumuzdan alış veriş yapabilme , uçak , otobüs bileti alabilme , her türlü banka işlemlerimizi, ödemelerimizi yapabilmemiz . İstediğiniz filmi izleme, istediğiniz kitabı okuyabilme ..Yaşasın yaşamımız ne kadar kolaylaşmış. Üstelik bir de yıllardır görmediğimiz arkadaşlarımız hatta akrabalarımıza sosyal medya üzerinden kavuşmak.Sosyal medya üzerinden doğum günü kutlamalarımızı , düğünlerimizi , acılarımızı paylaşmak da ayrı bir kazanım bizler için. Artık acı tatlı günlerimizde bir araya gelmeden de duygularımızı paylaşabiliyoruz. Mailler artık kurumsal yazışmalar için , Whatsup harika bir şey her an interaktif yazışıp , birbirimize bağlanabildiğimiz bir mecra. Hele bir de cep telefonlarına yüklenen oyunlar yok mu? genci, yaşlısı ellerinde telefon oyun oynuyor. Bizim çocukluğumuzdaki gibi koca bir gün bir çok oyun oynayıp,canımız sıkılır , bir türlü gün bitmezken ... Şimdi sıkılmak nerede , sıkılmaya vakit yok.

İşte bu sıkılmaya vakit yok ..Teknolojik bağımlılık burada başlıyor. Özellikle 2-3 yaşındaki bebeklerin eline ağlamasınlar, oyalansınlar diye cep telefonları , ipadler veriliyor. Gerçekten bilgisayarın cep telefonunun başında iken zaman su gibi akıp gidiyor. Bizim çocukken ayrılmak istemediğimiz ve hep elimizde gezdirip , birlikte yattığımız bebeklerimiz gibi. Bu devirde çocuklar cep telefonları ve ipad'ler ile dost oluyorlar. Çizgi filmlerini buradan izliyorlar, biraz büyüyünce oyunlar ekleniyor. Onlar için onları eğlendiren çok iyi bir dost ama her anlamda sağlıklarını, ruhsal dünyalarını , duygusal ve zeka gelişimlerini tehdit eden bir dost. Bu ayırımı küçücük çocuklar yapabilir mi? acaba. Cep telefonu kullanabildiği için çocuğunu zeki görmek. Bazı anne babalarda cep telefonu ile çocuklarına her an ulaşabildiklerini ve takip edebildiklerini söylüyorlar. Ama tehlikenin farkına varınca çok geç olabilir , bundan sonrası bağımlılıkla mücadele ve bir aile ve toplumsal bir sorun.

Bir çok ebeveyn bu konuda çocuklarını teknolojik bağımlılıktan korumak için çok çaba sarfediyorlar.Ama nereye kadar , artık bu durum toplumsal bir durum , çocuğunun arkadaşlarının neredeyse tamamı sınırsız bu teknolojiyi kullanırken , geri kaldıklarını düşünüp mutsuz oluyorlar, o zaman aileleri doğru mu yapıyoruz diye düşünüyor. Ne yazık ki çoğunluk böyle davranınca doğrusu buymuş gibi bir algı var. Şimdiden de teknolojik bağımlılıktan konuşuyorsak, ilerde teknolojik bağımlılığın topluma hem sağlık hem de sosyal zararlarını ve nasıl karşı koyamadığımızı konuşucaz gibi görünüyor.

Bir göz hekimi olarak çocuklarını bana muayeneye getiren anne babalardan en çok duyduğum şikayet cep telefonunun başından ayrılmıyor, bizi dinlemiyor , bir de siz uyarsanız , gözleri bozuldu serzenişleri oluyor. Bir göz hekimi olarak dijital ekranların göz sağlığı üzerine olumsuz etkilerinden bahsedicek olursak en fazla çok küçük yaşlardaki çocuklarda bile ''kuru göz'' vakalarına rastlamamız sonuçta çocuk bağımlılığından vazgeçmeyeceğine göre bizi hekimolarak tehdit eden kuru göz hastalığının kronikleşmesi.Kuru göz bir enflamasyondur, gözlerde yanma , batma , gözleri açamama, göz kapaklarını kırpıştırma gibi belirtileri vardır. Ve en çok da bu sebeple anne babalar çocuklarını muayeneye getiriyorlar.Kuru göz aynı zamanda enfeksiyonlara da yatkındır. Gözün ön yüzeyinde kornea da kuruluktan şeffaflığını yitirir ve görme bozulur. Ayrıca küçük objeleri takip etmek miyopiyi tetikler.Ama daha önemli sorun küçük yaşlardan itibaren çocukların dijital ekranlardan aldığı elektromanyetik dalgalar yani radyasyon. Küçük yaşlarda çocuklarımızı kanser gibi hastalıklara maruz bırakıyoruz , hele bir de genetik yatkınlık varsa . Özellikle gece çocukların yatak odalarında asla bilgisayar ve cep telefonlarının bulunmaması gerekiyor. Dijital ekranlardan yansıyan ışın beyinde Melatonin salınımını engeller ve bu durumda sağlıklı bir uyku mümkün değildir. Dolayısı artık bir uyku sonrası ve ekranların çocukların beynini tek düzeyleştirmesi çocuğun duygusal ve zeka gelişimini olumsuz etkiler. Algıda azalma, öğrenme güçlüğü ,insanlarla iletişim güçlüğü , sanal dünyada yalnızlık çocuğun eğitim ve iş hayatında onu bekleyen sorunlar.

Dijital ekran başındaki postür bozuklukları ilerde boyun fıtıkları , ellerde karpal tünel sendromu , kifotik oturmaktan dolayı Akciğerlerin alt kısımlarının havalanma bozukluğu ve astım hastalığının tetiklenmesi, Akciğerlerin doğrıu havalanmaması beyine az oksijen gitmesi algı ve zeka gelişiminin olumsuz etkilenmesi, ilerde kalp damar hastalıklarına aday olmaları. Hareketsizlik sonucu ne yazık ki küçük çocuklarda göbek yağlanması sorununu da beraberinde getiriyor . Bel kalınlığının artması kalp hastalıkları açısından bir risk , yağlanma da şeker hastalığı açısından.

Yukarıda anlattığım gibi dijital dünyanın yeni hayatımıza kattıkları inkar edilemez. Bardağın bir dolu bir de boş tarafını görmek zorundayız. Tabiatın ve yaşamın temeli homeostazis yani denge üzerine kurulmuş.Teknolojinin nimetlerinden elbette yararlanıcaz. Zaten iş dünyasında olmazsa olmaz dijital araçlar. Ama işimizden çıkıp tabiata , doğaya, dağlara , bozkırlara, çayır, çimene koşucaz , çocuklarımızla birlikte . Çocuklarımızla uçurtma uçurucaz, yere tebeşirle sek sek çizip , oynucaz. Hep birlikte yakan top , mendil kapmaca oynucaz.

Zamanının büyük çoğunluğunu sanal ekran önünde geçiren yaratıcılıktan uzak ,sağlığını tehdit eden ve sadece kendine sunulan sanal dünya içinde yaşamaya terk ettiğimiz çocuklarımız için hepimizin Yeşilaycı olmak için bir nedeni var , diyorum. Sağlıklı bir yaşam ve gelecek için .

Saygı ve sevgilerimle,

Dr.Mehtap Üçkardeş Abay.