SAĞLIKLIYIM, OZON TEDAVİ İHTİYACIM VAR MI

VIDEO'DE Göz hastalıkları uzmanı Dr. Mehtap Ückardeş ABAY anlatıyor:

Göz hastalıkları uzmanı Dr. Mehtap Üçkardes ABAY. Biliyorsunuz ben aynı zamanda Ozon Terapi uygulanan bir hekimim.

Bana en çok sorulan soru „Sağlıklıyım, ben de Ozon Terapi almalı mıyım?” Evet tabii ki, almalıyım. Bende bir bilinen, kronik hastalığım yok ve her yıl mutlaka kendim, eşim, kızım ozon terapi destekler alıyoruz.

Olay şu; aslında biz doğduğumuz andan itibaren oksijen soluduğumuz için; biliyorsunuz oksijen ile oksidasyona uğruyoruz. Yani küflenen bir demir düşünün çünkü bir demir oksijen ile temas ettiği için oksidasyona uğruyor ve küflenir.

Hücremiz de öyle, ama tabii ki oksijene ihtiyacımız var; metabolizma için, hareket için, aktivite için, enerji harcamak için. Ama bu sefer kullandığımız oksijenin de yan ürünleri var; oksidasyon ürünleri var. İşte bu sebeple oksidasyon ürünlerin de baskılama amaçlı biz ozon tedavisi uyguluyoruz. Yani antioksidan kapasiteyi artıyoruz.

Bana şunu da soruyorlar: “Ozon-3 atomlu oksijen en çok oksijeni zararlı değil miydi vücudumuza?”

Ama kanla temas ettiğinde; biyolojik sıvı halde temas ettiğinde ozon oksijen olma yeteneği yitirir. Ozon ile farklı bir madde döner ve antioksidan kapasitesi tüm hücrelerin; kan ile temas ettiği hücreler dahil; tepeden tırnağa tüm hücrelerin oksijenden kaynaklayan yan ürünleri / oksidasyon ürünleri bloke ettiği için, antioksidan kapasite artırdığı için biz ozon tedavisini tabii ki sağlıklı bireylerde de mutlak öneriyoruz.

Şöyle düşünün: ağaçtan dökülen yapraklar son baharda üstüne basarsın çıtır çıtır; o yaprak ölmüş, hücre ölümü. Biz her gün; doğduğumuz andan itibaren de; okside olduğumuz için kaybettiğimiz hücrelerimiz var. Özellikle 25 – 30 yaşlardan sonra her gün 1,5 - 2 milyon hücre kaybı var insan vücudunda. İşte ve biz ozon tedavisi ile kaybettiğimiz ya da kaybetmek zorunda olduğumuz hücre sayısı azaltmaya çalışıyoruz.

Bunu da hücrenin antioksidan kapasitesi artırmak üzerinde yapıyoruz; yani hücrenin antioksidan kapasitesinin destekleyecek tedavi ozon terapi.

Bu sebeple yıllık kürler şeklinde sağlıklı bireylerde ve kronik hastalık olanlarda da mutlaka öneriyorum. Çünkü zaten kronik hastalık olmasını engellemek istiyorum.

Sporla uğraşanlarda, yoğun stresli ortamda çalışanlarda, artık çağımızda nerdeyse hepimiz stres altındayız; yaşam bir stres zaten; stresi yönetmektir, hücrelerin antioksidan kapasitesi artırmakta mutlaka çok kolay ulaşılabilir tedavi olan ozon tedavisi / ozon terapisi mutlaka destek olarak ben sağlıklı bireylerde öneriyorum.

Biliyorsunuz ben aynı zamanda Ozon Terapi uygulanan bir hekimim.

Bana en çok sorulan soru „Sağlıklıyım, ben de Ozon Terapi almalı mıyım?” Evet tabii ki, almalıyım. Bende bir bilinen, kronik hastalığım yok ve her yıl mutlaka kendim, eşim, kızım ozon terapi destekler alıyoruz.

Olay şu; aslında biz doğduğumuz andan itibaren oksijen soluduğumuz için; biliyorsunuz oksijen ile oksidasyona uğruyoruz. Yani küflenen bir demir düşünün çünkü bir demir oksijen ile temas ettiği için oksidasyona uğruyor ve küflenir.

Hücremiz de öyle, ama tabii ki oksijene ihtiyacımız var; metabolizma için, hareket için, aktivite için, enerji harcamak için. Ama bu sefer kullandığımız oksijenin de yan ürünleri var; oksidasyon ürünleri var. İşte bu sebeple oksidasyon ürünlerin de baskılama amaçlı biz ozon tedavisi uyguluyoruz. Yani antioksidan kapasiteyi artıyoruz.

Bana şunu da soruyorlar: “Ozon-3 atomlu oksijen en çok oksijeni zararlı değil miydi vücudumuza?”

Ama kanla temas ettiğinde; biyolojik sıvı halde temas ettiğinde ozon oksijen olma yeteneği yitirir. Ozon ile farklı bir madde döner ve antioksidan kapasitesi tüm hücrelerin; kan ile temas ettiği hücreler dahil; tepeden tırnağa tüm hücrelerin oksijenden kaynaklayan yan ürünleri / oksidasyon ürünleri bloke ettiği için, antioksidan kapasite artırdığı için biz ozon tedavisini tabii ki sağlıklı bireylerde de mutlak öneriyoruz.

Şöyle düşünün: ağaçtan dökülen yapraklar son baharda üstüne basarsın çıtır çıtır; o yaprak ölmüş, hücre ölümü. Biz her gün; doğduğumuz andan itibaren de; okside olduğumuz için kaybettiğimiz hücrelerimiz var. Özellikle 25 – 30 yaşlardan sonra her gün 1,5 - 2 milyon hücre kaybı var insan vücudunda. İşte ve biz ozon tedavisi ile kaybettiğimiz ya da kaybetmek zorunda olduğumuz hücre sayısı azaltmaya çalışıyoruz.

Bunu da hücrenin antioksidan kapasitesi artırmak üzerinde yapıyoruz; yani hücrenin antioksidan kapasitesinin destekleyecek tedavi ozon terapi.

Bu sebeple yıllık kürler şeklinde sağlıklı bireylerde ve kronik hastalık olanlarda da mutlaka öneriyorum. Çünkü zaten kronik hastalık olmasını engellemek istiyorum.

Sporla uğraşanlarda, yoğun stresli ortamda çalışanlarda, artık çağımızda nerdeyse hepimiz stres altındayız; yaşam bir stres zaten; stresi yönetmektir, hücrelerin antioksidan kapasitesi artırmakta mutlaka çok kolay ulaşılabilir tedavi olan ozon tedavisi / ozon terapisi mutlaka destek olarak ben sağlıklı bireylerde öneriyorum.

Sağlıklıyım Ozon tedavisine ihtiyacım var mı?

Çok toksik bir dünyada yaşadığımız gerçeğini hepimiz biliyoruz. Etrafımızdaki aile büyüklerimize bakalım. Bir çoğunun Kalp, Hipertansiyon, Şeker hastalığı, Romatizmal hastalıkları, Tiroid ile ilgili ve daha bir çok sayabileceğimiz bir çok kronik hastalıkları olduğu gerçeğini biliyoruz.

Kaldı ki bizler de sağlığımız için çok bir şey yapmıyoruz. Her yıl aldığımız yeni yaşımız ve buna bağlı olarak her yıl kaybettiğimiz hücre sayımız, sahip olduğumuz genetik eğilimlerimiz,son yıllarda vitamin değeri düşük olmasının yanı sıra zirai ilaç yükü olan sebze ve meyve tüketimine maruz kalmamız, et ve tavuk ile maruz kaldığımız antibiyotik ve hormon yükü, balıktan aldığımız ağır metaller, zamanla yarıştığımız bu yüzyılda katkılı paket gıda tüketiminin çok artması ve buna bağlı vücudumuza verdiğimiz hasarlar, soluduğumuz hava, içtiğimiz sulardan aldıklarımız, bir de üstüne sigara ve/veya alkol tüketimimizin de eklenmesi, hareketsiz yaşam, iş hayatının getirdiği streslere karşı bağışılık sistemimizin de yük altında olduğu gerçeği neticesinde ne kadar daha sağlıklı kalabiliriz? Bu kadar maruziyet sonucunda vücudumuzda biriken toksin yükü....

Tam da bu sebeple bizler ne yapmalıyız sorusunun karşılığını bu yazıda bulucaksınız. Yapılan araştırmalar vücudumuza her yıl ortalama 2 kg kadar zirai ilaç ve hormon, alkol, egsoz ve sigara dumanı gibi toksik maddeler aldığımızı göstermekte... Tabii ki vücudumuzun da bir detox kapasitesi var. Ama ne yazık ki hepimizde aynı değil. Vücuttan bir kısmı atılabilse de atılamayan toksinler vücutta hücrelerde, organlarda ve bağ dokusunda bir yük oluşturmakta. Bu durum erken yaşlanmanın, kronik yorgunlukların ve bir çok Oto-immun hastalıkların en önemli nedenlerinden biridir.

Toksinlerden arınmak, zinde ve sağlıklı kalabilmek en kolay ve en etkili tedavi Ozon tedavisidir. Aldığımız takviye vitamin ve antioksidan desteklerden çok daha yüksek oranda fayda sağlar. Ozon tedavisinde kendimizden alınan az miktardaki kanın Ozonlanarak tekrara bize verilmesi esasına dayanır. Kanımızla temas eden Ozon, Ozonoide dönüşür. İlk olarak kan hücreleri ile karşılaşır. Eritrositler ile hücrelere taşınan oksijen artar, Lökositler ile bağışıklık sistemimiz harekete geçer, Trombositler ise kanın akışkanlığını artar. Ozonterapi ile anti oksidan sistem maksimum kapasitesine ulaşıyor. daha fazla enerji üretmeye başlıyor. Böylece Ozon Tedavi ile hücrelerimiz detox oluyor. Ozonun bütün vücuda yayılan detox etkisi vücudumuzda doping etki yaparak kronik yorgunluklardan kurtulmamıza, enerji kazanmamıza, uyku düzenimize çok olumlu etkiler yapar.

Ozon Tedavisi, bütün hücrelerde bir yenilenmeye ve metabolik artışa yol açar . Bu durum özellikle cildimizde anti-aging etki yapar. Ozon Terapi, bağışıklık sistemini güçlendirir. Ozon Terapi, hormonal metabolizmamızı düzene koyar, uyku kalitemiz artar, hafızamız güçlenir. Özellikle detox organımız olan Karaciğer üzerinde Ozon tedavisinin metabolik anlamda çok olumlu etkileri var.

Ozon Ana Sayfaya dönmek için lütfen tıklayınız.